Eric Spiekermann, font tasarımcısı, tipografi, iletişim tasarımcısı, girişimci ve küresel gezgin. 30 Mayıs 1947 ‘de Almanya‘nın, aşağı Saksonya eyaleti, Stadthagen şehrinde doğan bir Alman tipograf, tasarımcı ve yazar. Bremen Sanat Üniversitesi ve Art Center Tasarım Koleji’nde onur profesörüdür.

Erik Spiekermann adı grafik tasarımda ve tipografi dünyasında her yerde. Belki de Berlinliler’in her gün gördüğü tabelalarla tanınır. Erik Spiekermann şüphesiz, dünyanın en iyi bilinen tipograf ve tasarımcılarından biridir. Audi, Volkswagen ve Bosch için kayda değer kimlikleri ve The Economist’in başarılı bir şekilde yeniden tasarlanmasıyla, çağdaş grafik tasarım üzerindeki etkisi tartışmasızdır.

Spiekermann’ın yapmayı çok iyi bildiği bir şey var; o da fikirler ve insanları bir araya getirmek. Onunla yakından ilişkisi olan herkesin ilk aşamada bahsettiği bir özelliği ise, son derece etkileyici ağ kurma becerisi olmalı. Dolayısıyla, binlerce tasarımcının katkıda bulunduğu dijital iletişim ağı Twitter’da 75.000 takipçisi var ve bu rakam yıl sonunda 100.000’e ulaşacak gibi görünüyor. Twitter adı ise: @espiekermann. Herhangi bir medya desteği almadan, Erik Spiekermann’ın seyirci reytingi 100.000 kişi – ki bu örnekte, İnternetin hiç hata kabul etmeyen bir süzgeç olduğunu hatırlamak gerek: insanların sinirine dokunduğunuz an, kendinizi dışarıda bulduğunuz bir mecra.

Onu yıllardır çok iyi tanıyan bir kadın şöyle söylüyor: “Kesinlikle çok sevimli ve çekici olabilir – ama keyfi isterse.” Bu doğru. Ne de olsa tipografik ısıyla kaynayan devasa bir kazana sahip bu iletişim santralinin de bazen istim salıvermesi gerekir. İşte böyle zamanlarda Spiekermann yüksek ve tiz bir sesle ciyaklıyor. Fakat küçük “a”nın tüm harfler arasında en canayakın harf olduğunu düşünen ve 30 senedir iletişimi teşvik etmek için Erik Spiekermann gibi yorulmaksızın çalışan bir insan iki şeyi çok seviyor olmalı: harfler ve insanlar.

Spiekermann’ın ana mesajı şu: İletişimin toplumları besleyen ekmek olduğunu, fontların ise buğday taneleri, yani en önemli bileşen olduklarını düşünüyor. Bu ekmeğin kalitesi ona göre çok önemli olduğu için, bu bileşenleri bizzat kendisi, zamanın ihtiyaçlarına ve zevklerine uygun olacak şekilde, tedarik ediyor.

İletişim olmadan hiç bir şey olamaz!
-Eric Spiekermann